Çayınızı, kahvenizi alın biraz uzun oldu...
Uzuuuuunca bir aradan sonra yeni bir oyun incelemesiyle karşınızdayım. Hikayeli oyunları seven ve takip eden bir insansanız First Light'tan haberiniz olmaması imkansız gibi bir şey.
O yüzden IO Interactive'e sitemle başlayıp yazıya geçeceğim. Şu oyuna Türkçe getirtene kadar kılı kırk yardık, sonra "Zaten getirecektik." falan dendi. Ben bu açıklamaları samimi bulmuyorum, öyle olsaydı Steam sayfası ilk açıldığı zaman geleneksel ve basitleştirilmiş iki adet Çince ve diğer bilumum diller listede yer alırken Türkçe de o listede ilk etapta olurdu. Hadi onu da geçtim Absolution hariç çıkmış olan Hitman'lerde de Türkçe yok, o yüzden geçiniz. 
Tartışma linkiSeversiniz, sevmezsiniz kendisini tanımam, takip de etmem ama Mustafa Kadir genelde oyunların tartışmalarına Türkçe dil desteği konusu açtığı ve en çok yorum alan konu bu olduğu için burayı örnek gösteriyorum. Geliştiricilerin verdiği cevabı da yukarıda görüyorsunuz bakın ne diyor: "Geri bildirim için teşekkürler. Şu anda elimizde ek bir bilgi olmasa da ekibin bu talebi aldığından emin olacağız. Oyunun diğer diller hakkındaki ihtiyacını anlamamıza yardımcı olmanın bir yolu oyunu istek listesine eklemektir..." Bu sırada oyunun sayfasında Türkçe hariç 13 adet dil vardı. Şirketin CEO'su Türk ve Türkçe gelsin diye binlerce kişi buraya yorum yazıyor, yetkili de diyor ki dil ihtiyacını anlamamız lazım. ??? Söylemek zorunda kalmamız bile şaka gibi.
Şuna bak, elin Samir'i Türkçe eklensin diye Türk CEO'lu şirketin ekibine özellikle iletiyor. Yine de teşekkürler Samir.
Kaynak: expectingmrbond.com
"İngilizce öğrenin artık yeavv!!" diyenler gelmeden önce, kimsenin dil öğrenmeyle derdi yok -ki İngilizce Mütercim Tercümanlık mezunuyum ben- olay adam yerine konmamak. Maliyet falan diye de uydurmasın kimse, dövizin fırladığı bir ülkede çeviri şirketiyle anlaşıp 3000 dolar bile versen yaptırırsın. Hadi onu da vermek istemedin, şirketler çok meraklı ya AI kullanmaya, at çevirsin. (Her ne kadar generative AI kullanmaya karşı olsam da bahanesavar olarak bu çözüm yolu da mevcut.) O yüzden birbirimize masal anlatmayalım. Sırf bu tavır yüzünden ilk etapta oyunu almayacaktım ama lineer işleyen aksiyon filmi tarzında oyunları özlediğim için satın aldım. Ha, bu arada "Bayram değil seyran değil, bunlar neden 007 oyunu yaptı?" Diye soracak olursanız söyleyeyim: Amazon, Amazon Prime için yakın zamanda çıkacak bir Tomb Raider dizisi çekiyor. Peki Amazon aynı zamanda hangi oyunu yapıyor? Tomb Raider Legend of the Atlantis. Yani, yeni bir Bond ile yeni bir 007 filmi de geliyor. Şimdilik placeholder ismi de Bond 26.
Keşke bu özeni The Boys'un son sezonuna da gösterseydiniz. Neyse...
Evet, gelelim oyuna. Bir Hitman Absolution aşığı ve Bond filmlerinden zevk alan bir insan olarak bu oyun duyurulduğunda film tarafı daha ağır basan bir eserle karşı karşıya olacağımızı biliyordum, o yüzden rpg'ler hariç uzun zamandır bir oyun için heyecanlanmayan şahsıma çıksa da oynasak dedirtti.
NASIL BİR OYUN? GRAFİKLER, OYNANIŞ, HİKAYE VE ATMOSFER
First Light'ın benzetildiği iki oyun Hitman ve Uncharted. Uncharted serisini oynamadığım için bu konu hakkında yorum yapamayacak olsam da özellikle yeni çıkan Hitman'lerle görsel ve oynanış olarak benzerlikleri mevcut evet, -sonuçta motoru aynı (Glacier)- ama yüzde yüz aynı diyemem. Mesela Hitman oyunlarında daha serbestken, First Light'ta eğer size birisi bakıyorsa çitin üstünden bile atlayamıyorsunuz. Bu bir problem mi? Modunuza göre değişir. O gün sabrınız yoksa bir de bunu burdan uzaklaştırmakla mı uğraşacağım, diyebilirsiniz. Bunun dışında bazı zor çatışmalarda silahla gitmek yerine çevredeki yapıları yıkarak da ilerleyebilirsiniz.
Ortam tasarımları, özellikle iç mekanlar çok başarılı; göz doyuran cinsten. Slovakya'daki otelin içi de dışı da muhteşemdi. Zaten lineer olduğu için dış mekanlar da öyle uçsuz bucaksız değil, bu da daha küçük bir alan ve daha çok detay demek. Bazı cutsceneler pre-rendered olduğu için onların kalitesiyle in-game arasında bariz bir fark var, e o da olsun o kadar. Grafik ayarlarına ve performansa gelirsek, 3050ti'lı laptopum bana iyi bir bakış attı, içinden sövdü ama yine de çalıştırdı. Vram her türlü doluyor o yüzden 8gb ve üzeri vram'iniz yoksa normal ram'den yiyecek, kaçışınız yok. Ayarları high'dan low'a almak öyle aman aman bir performans iyileştirmesi de sağlamıyor. Ben de battı balık yan gider diyerek bazı ayarları ultra (yansıma), bazılarını high (kaplama, zemin) ve bazılarını medium'a (ışık, gölgelendirme) alarak DLSS Ultra Performance'ı açtım.
1920x1080p'de 25-35 fps arası gidip geliyor bu ayarlarda, oynadıkça ram dolduğundan birden çok düştüğü de oluyor fakat dediğim gibi ayarları düşürmek vram'i neredeyse hiç rahatlatmadığı için boşuna low'a almanın mantığı yok, çamur gibi oynamaktansa ram dolunca çık-gir yapar devam ederim daha iyi. Fakat monitörüm bozulduğu ve Youtube videoları dahil hiçbir şeyi tam ekran açamadığı için pencereli oynamak zorunda kaldım (Hayır, borderless da işe yaramıyor artık.) Yeni monitör gelince buraya dipnot eklerim. Monitörden sonra gelen edit: Evet, yeni monitöre geçtim ve tam ekran kaldığı yerden devam ediyorum. Çözünürlükte de bir değişiklik yaptım; 1080p'de 30 fps gördüğüm için çözünürlüğü 1680x1050'ye alarak fps'i iki katına çıkardım. (Tavsiyen için teşekkürler tatlım. ♥) Ortalama da 50 fps civarında seyrediyor diyebilirim.
Yani benimle benzer bir sisteme sahipseniz yaşayacaklarınız aşağı yukarı bunlar. Grafikleri low'a çekerseniz daha akışkan ve yüksek fps'li bir oyun oynarsınız ama o detaysızlığa değer mi, bence değmez. O yüzden çözünürlük düşürmek ve grafikleri yükseltmek daha mantıklı, zaten rahatsız edecek kadar bir fark olmuyor, yazının geri kalanında göreceğiniz ekran görüntülerini 1680x1050 çözünürlüğünde çektim ve hiç fena durmuyor. Küçük bir serzenişte de bulunayım. Ulan Nvidia, 4 gb vram ne be?! 5090'a 32gb verip 5080'e 16gb vermen de ayrı bir olay da, onu 20-24 gb yapsan 5090 elinde kalırdı değil mi? Çakal seni.
Şimdi incelemelerimde anlatmayı hiç beceremediğim, sayfalarca yazsam da tam toparlayamadığımı ve eksik aktardığımı hissettiğim bölüme gelelim: Oynanış ve mekanikler. Olabildiğince net ve sade bir şekilde aktaracağım. Ajanız. Sessiz de gidebiliyoruz çatışmaya da girebiliyoruz, bu cepte. En az bir kere Hitman oynadıysanız bilirsiniz; çevredeki aygıt ve eşyalarla etkileşime girerek düşmana fırlatabiliyor veya dikkatlerini dağıtabiliyoruz. Tıpkı 47 gibi düşmana arkadan yanaşıp indirebiliyoruz vesaire. Hitman'den ayrıştığı nokta çatışarak da gidebilme imkanımızın olması. Hitman'de Ajan 47'nin etrafını fena sarıyorlar ve önünde sonunda ölüyorsun, First Light bu konuda daha aksiyon ağırlıklı olduğu için bazı yerlerde bizzat kendisi sizi çatışmaya sokuyor ki buna bayıldım.
Uzun yıllar klavye-fare ikilisiyle oyun oynadım. Arada bizdeki emektar Snopy kontrolcüyle indie veya Mortal Kombat X ile 11'i tıkırdatır, yerine geri koyardım. Kontrolcüyle oynamayı bunca süre ertelemememin sebebi adına zıt olarak bende kontrolsüzlük hissi yaratmasıydı. Bunu en çok yarış oyunlarında hissediyordum, kontrolcüyle adeta kontrolü kaybediyor, hemen klavye ve farenin o alışılmış konforuna kaçıyordum. (Ne edebiyat yaptım ama.) First Light'ta inat edip kontrolcüyle oynayacağım ulan diyerek oyuna başladım, birkaç kez çatışmalarda elim klavyeye gitmedi değil ama inat ettim ya bir kere, bırakmadım ve devam ettim. First Light, kontrolcüyle başlayıp bitirdiğim ilk oyun oluyor. (Farming sim'leri saymıyorum.)

Bunu niye anlattım? Klavye farede oyunların nasıl hissettirdiğini hepimiz biliyoruz zaten, ama dövüş mekanikleri kontrolcüyle inanılmaz keyifli. Gerçekten vurduğumuzu hissediyoruz, (Haptic açmayı unuttuğum şimdi aklıma geldi...) hani şu klişe "vuruş hissi" gerçekten iyi. Silahların vuruş hissiyatıysa standart bence, yumruğun verdiğini veremiyor tabii ama o da oldukça başarılı. O yüzden kontrolcünüz varsa bence onunla oynayın.

MI6 yanımıza silah verip yollamıyor bizi; sağdan, soldan, düşmanlardan düşen ve kasalardan çıkan silahları sadece öldürmeye yetkimiz olduğu zaman kullanabiliyoruz. On beş kişiye saldırdığımız dövüş mekaniklerinde de çeşitli tuş kombinasyonlarıyla değişik hareketler yapmak mevcut. Bazı düşmanlar diğerlerinden daha dayanıklı oluyor, adamı yumruk manyağı yapıyorsun bayılmıyor bir türlü. Çeşitlilik ve gerçekçilik açısından güzel olmuş. First Light'ta bir de Tacsim diye bir bölüm mevcut, Hitman'deki Contracts mode diyebiliriz. Ben hikaye yoksa oynamayı tercih etmediğim için oraları kurcalamadım, zaten en yeni Hitman oyunlarını oynamama sebebim de buydu, bir ara bakacağım ama.

Biraz da atmosferden bahsedeyim, yukarda da belirttiğim gibi özellikle iç mekanlar şahane. Sıcak ışık kullanıldığı için yansımalarla beraber özellikle gece ortamları çok hoş görünüyor. Farklı farklı lokasyonlar ve her birinin verdiği hava güzel işlenmiş. Bir de herkes işine gücüne bakarken bizim arkada ordan oraya koşturmamız ve kimsenin bir şeyden haberinin olmaması ajan gibi hissetmemizde ve oyuna girmemizde pozitif yönde etkili. James'in karakterine de biraz değinmek istiyorum. Oyunda yaşıtız (26), (şaka mığğğğ (っ˶°ㅁ°ς) neyse yaş krizimi başka bir zamana saklayacağım) yani o kadar da küçük olmadığı için saçma salak toy davranışları yok, ama başına buyruk birisi mi? Evet. Bu durum yaşadığı şeylerden sonra tanıdığımız soğukkanlı Bond'a dönmesinde etkili mi? Evet. Oyun tuttuğu için ikincisinin de geleceğini düşünüyorum, hatta üçleme bile olabilir. İşte o zaman en son oyunda tanıdığımız 007 olarak görebiliriz kendisini. Yok, yeni Bond filmi için PR çalışması olarak kalacaksa o kötü olur işte ama sanmıyorum. Kısacası bazen oynadığınız karaktere sinir olur ve başına ne gelirse gelsin umursamaz, konuşunca bi sus be dersiniz ya; Bond'da böyle bir durum yok. Gayet güzel işlenmiş.
İlk Bond Girl'ümüz hayırlı olsun.
Fark ettiyseniz hikayeyle alakalı hiçbir şey yazmadım şimdiye kadar. Neden? Bence yazmaya gerek yok hikayesini. Oldukça aksiyonlu ve eğlenceli bir ajanlık hikayesi. Zaten ne olabilir yani, filmlerden de az çok biliyorsunuz. O yüzden size hikayesi hakkında bir gram şey bile anlatmayacağım. Sadece tek diyeceğim şey şu; eğleneceğinizden emin olabilirsiniz. Beklentinizi çok çok yükseklere çıkarmayın yeter, sizi tatmin edeceğini düşünüyorum. Ben oynarken eğlendim. Türkçeyi ilk etapta getirmemekle ayıp etseler de lineer hikayeli oyunların sayısı günümüzde azaldığı ve insanlar Uncharted'ımsı oyunlara hasret kaldığı için alınacak bir oyun 007 First Light. Bol aksiyon, partiler, ajanlar ve macerayla dolu bir oyun. Bölgesel fiyatlandırması da mevcut olduğundan her sene CoD ve BF almak yerine bir de bunu deneyin, pişman olmazsınız.
Evet, buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler. Son olarak yazımı 2008 yılında Quantum of Solace'ın vizyona girmesiyle Avon tarafından piyasaya sürülen ve annemde de bulunan Bond Girl 007 koleksiyonuyla bitiriyorum. Favorim makyaj çantasıydı, hala öyle. O zaman bir sonraki yazıda görüşmek üzere, au revoir!
Bu yazı kendini otomatik olarak imha edecektir.
Yorumlar
Yorum Gönder