Ana içeriğe atla

Nitelikli

Minik Kedicik

 Bugün işten döndüğümde markete giderken kaldırımın üstünde yatan minik bir kedi gördüm, güneşteydi. Hava da sıcaktı. Hızlı adımlarla fırladım yanına, baygın mıydı yoksa havale mi geçiyordu sıcaktan görmek için. Sonra minicik bedeninde dolanan yeşil şişe sineklerini görünce (lucilla sericata) hayvancığın ölmüş olduğunu anladım. Ağzına, yüzüne, boğazına baktım özellikle biri mi boğdu bir şey mi yaptı diye, herhangi bir iz göremedim. Bizim mahalle kedi bakan bir mahalle, ama olur ya belki dışardan biri gelmiştir diye kontrol ettim yine de. Araba çarmış da olamazdı çünkü vücut bütünlüğü yerindeydi. Kendini sevdirmezdi ama dışarı çıkarken bahçenin önünde oturur bana bakardı ben de ona laf atardım. Çocukluğa yeni girmiş bir tekirdi, kız çocuğuydu. Hem üzüldüm, hem öfkelendim; o an yine ölümden ne kadar tiksindiğimi ve nefret ettiğimi hatırladım. Sonra konuştu içimdeki ses, "Ölüm olmasa o çok sevdiğin kebabı da yiyemezdin, ataların da yiyemezdi; gelişemezdiniz. Sonra otlar da yenemezdi,...

İnceleme ♥ ARC RAIDERS

Daha önce hiç extraction shooter oynamamış olmama rağmen çok eğlendiğim bir yapım oldu ARC Raiders. (Sevdiceğimin de katkısı büyük tabii.) Siz de benim gibi türe yabancıysanız kısaca açıklayayım; oyuncuların verilen görevleri yerine getirdiği, bunu yaparken diğer oyunculara karşı hayatta kalmaya çalıştığı ve çıkış noktasına ulaşarak kampa/üsse geri dönmelerini gerektiren bir tür. *Hatta türün ilk örneği için bazıları The Division 1 derken bazıları da Espace from Tarkov'u örnek gösteriyor.  
Biz görev odaklı gidip pvp'ye pek bulaşmadık, daha çok o bize bulaştı. Yaklaşık 50 saatte görevleri bitirerek ARC Raiders'la yollarımızı ayırdık ve diğer oynayacağımız oyunlara yöneldik. Yine de zamanı biraz geri sarıp bu elli saat nasıl geçmiş bir bakalım.
Nedir bu ARC Raiders?
Uzak bir gelecekte insanlık; şiddetli depremler, kavurucu yangınlar, devasa seller ve türlü felaketler sonrası Çöküş'ü yaşamış Dünya'da hayatta kalan üyeleriyle teknolojiyi ve diğer imkanları yeniden diriltmiş ve Gündoğumu dönemini başlatmıştır. Bu saadet, radarlarda kemer şeklinde beliren nerden geldiği bilinmeyen ARC (kemer, kavis, yay) isimli makinelerin Dünya'yı ele geçirip insanlığı yer altında yaşamaya mecbur bırakmasıyla kısa sürmüştür. 
Oyunu Raiders denen, insanlığın hayatta kalmayı sürdürebilmesi için gerekli malzemeleri Toledo yeraltı şehrindeki Speranza mahallesinden yeryüzüne çıkarak yağmalayıp geri getiren birlikteki üyelerden biri olarak oynuyoruz. Ekiple gitmek isterseniz en fazla üç kişilik grupla gidebilirsiniz. Şimdilik toplamda beş adet haritası bulunan ARC Raiders, ekstra riskle ekstra kazanç isteyen oyuncular için bu haritaların bir de gece versiyonunu bulunduruyor. Gündüz daha çok görev ağırlıklı gidilirken gece vakti değerli loot için başka Raider'larla çatışıyorsunuz. Şimşek fırtınası gibi çeşitli koşullar altında daha zor bir map'te mücadele ediliyor geceleri.* Tabii bu gündüz güvendesiniz demek değil. *Tipi haritası olan Cold Snap gündüzleri geçiyor.
Extraction shooter olduğu için pvp olması gayet doğal, fakat işin bokunu çıkaran oyuncular yüzünden zar zor malzemesini bulduğunuz görevinizin bitmesine az kala vurulduğunuzda kendinizi sinir krizi geçirirken bulabilirsiniz. Aslında oyun agresif oynayan oyuncularla kimseyi vurmadan giden oyuncuları ayırıp farklı sunuculara atıyor. Fakat bazı horoskop çocukları birkaç maç bilerek peaceful takılıp bountylerini düşürdükten sonra sırf piçliğine peaceful oyunlara girip milleti tarıyor. Bir de önce arkadaş canlısı gibi gözüküp sonradan sırtınızdan bıçaklayanlar var. Eee, sövülmeyi hak ettin sen o zaman. Bayağıdır İngilizce küfür etmiyordum bana bu pratiği yaptırdığı için ARC Raiders'a teşekkürlerimi sunuyorum. Voice chat'te kendi sesinizin duyulmasını istemiyorsanız oyun içi ses değiştiriciler var, onları da kullanabilirsiniz bu arada.
Milleti vuranların da istisnasız Steam hesapları ya gizliydi, ya da 10 seviye altında ve her şeyi kapalıydı. Bu da bana hesap satın alındığı izlemini uyandırıyor, yine de hevesiniz kırılmasın. Vuranlardan çok yardımcı olmaya çalışıp kendi halinde takılan oyuncular daha fazla. Gerçi o kişiler belli bir ARC makinesini vurmaya çalışıyorsa size tavsiyem yanlarına gitmeyin, önceden size bir şey yapmamış olsalar bile loot'larını almaya çalışırsanız Speranza'ya eliniz boş dönersiniz. *pew pew*
Bunun dışında ücretsiz veya ücretli ekipmanla haritalara gidebiliyorsunuz. Ücretsiz ekipman, insanların birbirini vurduğu riskli yerlere görev gereği giderken (Stella Montis gibi) ölseniz bile değerli eşya kaybını önlüyor.
Yalnız ücretli ekipmanla girmenin şöyle bir riski var, bize mi öyle denk geldi yoksa gerçekten algoritma o şekilde mi değerlendiriyor çözemedik ama ücretli ekipmanla gittiğinizde pvp'cilerle karşılaşma olasılığınız daha yüksek. Bu bilgi her girdiğimizde pvp'cilerle karşılaşmadığımız için bizim için teori niteliğinde ama burada dursun, lazım olur. Yine de nişanınız iyiyse ve güçlü bir silahınız varsa ücretli ekipmanla gitmek her zaman daha avantajlı.
"Loot gözlerdeki ışıltıdır..."
Az loot yaparsan malzemesiz kalırsın, çok loot yaparsan ağırlaşır koşamazsın. Skill ağacıyla belli bir yere kadar bu dezavantajları giderebiliyoruz. Mobility kısmında Raider'ımızın çevikliği ve koşma hızını artırırken conditioning'e bastığımızda ağır kalkan kuşansak bile ağırlıktan daha az etkilenip, loot yaparken daha az ses çıkarabiliyoruz. Survival'da ise staminanın yürürken çabuk dolması veya çömelerek giderken daha hızlı gidilmesi gibi özellikler mevcut.
Oyunu az çok anladığınızı varsayarak şimdi gelelim favori haritama. ARC Raiders gerek posteri olsun gerek geçtiği setting olsun çok uzay havası veriyordu. Fakat bu uzay teması oyunda yeterince güçlü değil. Havalimanı yerine başka gezegenlere uzay turizmi yapan uzaylimanı Spaceport ve adeta bilim-kurgu evrenlerinden çıkmışa benzeyen Blue Gate haritasına rağmen bana bu hissiyatı içlerinden en çok yaşatan harita Stella Montis oldu. 
Tamam çok karışık, evet çok ölümcül: Bu haritada sicilimiz temiz olmasına rağmen yüzde doksan pvp'cilere denk geldik. Detaylıca araştırmadan önce sıfır bilgiyle bana burasının Dünya değil de başka kolonileştirilmiş bir gezegen olduğunu düşündürten iki haritadan biriydi Stella Montis. (Diğeri Spaceport.) "Eneee bunlar uzay turizmi yapıyor, demek ki burası Dünya değil." demiştim. Yanılmışım ama olsun, gidiş ve geliş binaları en azından başka gezegenlerde de bir şeyler denendiğini kurgulatıyor bana. Belki de Gündoğumu döneminde insanların bir kısmı burayı terk edip başka yerlerde yaşamlarını sürdürüyor ve Dünya ARC'lar tarafından istila altında olduğu için uzay insanlarının ana yurtları Mavi Bilye'deki koşullardan haberi bile yok.
ARC Raiders'ta tatmin olmadığım tek kısım hikayenin işlenme şekli. Evet bu bir hikayeli rpg oyunu değil fakat lore'u ve yapmamız gereken görevleri var. Görevlerde ARC'ların ilk kez geldiği Birinci Dalga gibi önemli olaylar anlatılıyor, hatta bu dönemden kalma ARC kalıntılarından örnekler toplanıyor. Görevlerin hepsi bitirildiğinde en azından "Raider'lar, sizler sayesinde geleceğe biraz da olsa umutla bakabiliriz. ARC'ların sırrını çözmeye bir adım daha yaklaştık..." gibi bir kapanış olabilirdi. Bu beklentimin sebebi belli görevleri bitirdikten sonra araya giren cutscene'ler. Bazıları o kadar *sinematik* ki vay anasını deyip devamını bekliyorsunuz, ama yok. 
Kısaca hangi haritası olursa olsun terk edilmişlik ve çaresizliği iyi yaşatıyor ARC Raiders. Oksijen yerinde, güneş yine doğuyor, yağmur yine yağıyor ve rüzgar yine esiyor. Kuşlar cıvıldıyor, ağaçlar yaprak; bitkiler çiçek açıyor ama insanlık yer altında karanlığa mahkum ve oraya dönmek zorunda. Emeli ve nerden geldiği belli olmayan ARC'lar yaşamı tehdit ederken kararlılık ve umutla insanlık hayatta kalmaya çalışıyor ve ARC'ın zayıf noktalarını tespit etmeye çabalıyor. Bakalım Dünya'yı temizlemeyi başarabilecekler mi yoksa yeni gezegenlerde yeni umutlar mı aranacak, hepsi Raider'ların dışarıda gösterdiği cesarete bağlı... Yeni yazılarda görüşmek üzere, au revoir!
Ad astra per aspera

Yorumlar

Popüler Yayınlar