Ana içeriğe atla

Nitelikli

Minik Kedicik

 Bugün işten döndüğümde markete giderken kaldırımın üstünde yatan minik bir kedi gördüm, güneşteydi. Hava da sıcaktı. Hızlı adımlarla fırladım yanına, baygın mıydı yoksa havale mi geçiyordu sıcaktan görmek için. Sonra minicik bedeninde dolanan yeşil şişe sineklerini görünce (lucilla sericata) hayvancığın ölmüş olduğunu anladım. Ağzına, yüzüne, boğazına baktım özellikle biri mi boğdu bir şey mi yaptı diye, herhangi bir iz göremedim. Bizim mahalle kedi bakan bir mahalle, ama olur ya belki dışardan biri gelmiştir diye kontrol ettim yine de. Araba çarmış da olamazdı çünkü vücut bütünlüğü yerindeydi. Kendini sevdirmezdi ama dışarı çıkarken bahçenin önünde oturur bana bakardı ben de ona laf atardım. Çocukluğa yeni girmiş bir tekirdi, kız çocuğuydu. Hem üzüldüm, hem öfkelendim; o an yine ölümden ne kadar tiksindiğimi ve nefret ettiğimi hatırladım. Sonra konuştu içimdeki ses, "Ölüm olmasa o çok sevdiğin kebabı da yiyemezdin, ataların da yiyemezdi; gelişemezdiniz. Sonra otlar da yenemezdi,...

İnceleme ♥ Layers of Fear (2016)

Survival horror'dan ziyade psikolojik korku oyunlarını oynamayı her zaman daha çok sevmişimdir. Hele bu bir de yürüme simülatörüyse tadından yenmez. İlk olarak lise yıllarında Youtube'dan izlediğim Layers of Fear'ı geçtiğimiz günlerde oynama ve bitirme fırsatım oldu.
Kimimizin önceden bildiği, kimimizin Silent Hill 2 Remake ve Cronos: The New Dawn'dan sonra haberdar olduğu Bloober Team oyunu olan Layers of Fear, keşif ile psikolojik korkuyu ve atmosferin yarattığı o ensedeki soğuk hissi deneyimlemek isteyen oyuncular için klasikler arasında.
Oyunumuz oldukça büyük ve güzel (bence) bir evde başlıyor. İlk kez Beril Sergün'den Gone Home izlediğimden beri böyle evlerde dolaşıp keşif yapmalı oyunlara bayılıyorum. Layers of Fear'da da durum farklı değil. Nerede olduğumuzu merak ederken bir yandan da odaları ufaktan keşfe çıkıyoruz. Evin eski ışıltısından eser kalmamış, sessiz ve karanlık.
Oyunu oynamaya başladıktan kısa bir süre sonra ne olup bittiğini anlayabildiğiniz için hikayesini burda çok dile dökmek istemiyorum. Kısaca magnum opus'unu tamamlamaya kafayı takmış bir ressam olarak oynuyoruz. Peki ev neden bu kadar sessiz, herkes nerede? Biz neden tek başımızayız? Bunlar sizin bulmanız gereken cevaplar. 
İlk sonu yaklaşık üç saatte elde edebilirken farklı sonlar için oyunu tekrar oynamanız gerekiyor. Birkaç kısım yüzünden o zahmete girmek istemedim; mesela oyunun sonlarına doğru baş döndüren bir yer var. Evet, gerçek anlamda. O alana girince oda dönmeye başlıyor ve bu da beni tetikledi, resmen oyun tuttu. O sebeple diğer sonlara Youtube'dan da bakılabilir, yok beni tutmaz diyorsanız tabii ki diğer sonları sizin oynayarak görmeniz en iyisi. 
Oda dönüyor demişken, biraz da oyunun yapısından bahsedelim. Evde bir gördüğünüz odayı bir daha göremiyorsunuz; ressam olarak ilerlerken farklı yapıdaki odalara girip geçmişimizden izler görüyoruz. Her odanın da kendine göre kuralı var denebilir. Bazısından çıkabilmek için bir bulmaca çözmek gerekirken bir diğer odadan çıkmak sadece kapıyı açıp gitmek kadar kolay. 
Ses dizaynını hikayesinden bile daha çok sevdiğim söylenebilir, özellikle kulaklıkla oynayınca koridorlarda gezinirken arkamdan bir şey geliyor mu hissiyatını iyi verdi. Zaten psikolojik korku yürüme simülatörlerinde en sevdiğim özellik bu: Yalnız mıyım değil miyim bunu bilemeyiş. Meşhur Backrooms'u bile çekici kılan en önemli detaylardan biri de bu ama o da başka bir yazıya. Yani Gone Home veya The Suicide of Rachel Foster gibi üzerinize bir şey atlamayan bir oyun olsa bile her köşeyi dönerken her kapıyı açarken ne olacak acaba diye gerim gerim gerilmek hoşuma gidiyor. Atalarım mamut tarafından kovalanırken de aynı hazzı yaşıyordu herhalde, genetik.
Layers of Fear Steam sayfasında açık açık psikedelik ve delilik yazdığı için şimdi bu söyleyeceklerime spoiler denemez bence. Oynadığımız ressamın bir çeşit akıl hastalığından muzdarip olduğunu anlamak zor değil, fakat hangisi işte onu sizin keşfinize bırakıyorum. Hem evde bulunan yazılardan hem de ressamın genel halinden bence anlarsınız.
Oynamaya değer mi? 
On yıllık bir oyun (Evet 2016 on yıl geride kaldı şimdi sakin ol, benimle kal.) olmasına rağmen sorun çıkarmadan oynatıyor kendini. Arada yapılmış olduğu motor Unity mide bulantısını tetiklese de -niyeyse bende böyle bir etkisi var- oynanmayacak gibi değil. Lakin dediğim gibi yürüme simülatörü sevmeyen insanlar hiç bulaşmasınlar, zira yürüme simülatörlerini oyundan saymayan bir kitle var. Ne dediklerini anlayabiliyorum, çok katılmasam da saygı duyuyorum ama keşif ve gerilim seviyorsanız evet oynamalısınız. Oyunu ilk bitirdiğinizde "Eee?" deme ihtimaliniz yüksek o yüzden tüm sonları görmeye sabrınız varsa bu da sizin için bir artı. 
Layers of Fear'ın bir diğer iyi yanı da seyir keyfinin yüksek olması. Yani oyunu merak etmesine rağmen korku oyunu oynayamayan biriyseniz sevdiğiniz bir Youtuber veya yayıncıdan izleyebilirsiniz, sıkmaz. Büyük mevsimsel indirimlerde 1 dolara kadar düşen bu oyun kütüphanenizde bulunması gereken yapımlardan biri.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, au revoir!

Yorumlar

Popüler Yayınlar